Vize işlemleri nedeniyle tatsız başlayan Londra seyahatimden sonuç itibariyle büyük keyif aldım,az kalsın ön yargılı davranıp reddedecektim bu güzel anıları…arkadaşlarımın ısrarı olmasa zaten çoktan onların olsun memleketleri demiştim ama beni dinlemediler vize çıkmadan 6 saat önce kalkan uçağıma ve onlardan ayrı Hollanda aktarmalı yalnız ve tedirgin bir yolculuğa rağmen gitmeyi başardım.. sonra daha uçağın penceresinden bakıldığında çok güzel bol ışıklı bir dünyanın içine gireceğimi anladım.Heathow Havaalanına indiğimizde pasaport kontrolü; kürsüler önünde turistleri bekleyen her mozaikten pasaport görevlileri ile hemen farklılığı ortaya koyuyordu..Türbanlı zenci pasaport görevlisi bile vardı..Alandan çıkıp beni karşılayan dostlarla metroya bindim..Dil öğrenmek için evimize gelen Uluslararası kurs kataloglarında yer alan zenci,Çinli,Hintli,Pakistanlı,sarışın esmer insanlar katalog reklamı gibi karşıma dizilmişti.Hyde park karşısında Thistle Kensington Park Otel insanı rahat ettiren misafirlerinin birbirine selam vermeden asansöre bile binmediği sıcacık bir otel..Londra da beni büyüleyen şeylerin başında sokağın başından baktığımızda sonuna kadar düzen içinde yerini almış merdivenli eş mimarili evler ve elinde zembili yürüyen şişko zenci teyzeleri ile sanki insana Amerika’ya mı geldim detirten geniş insan mozaiği ile sokakları geliyor…Londra bir eğitim kenti olduğu kadar turizm konusunda kendini aşmış ve tüm fertleri ile çarkın dişlileri gibi işleyen bir sisteme sahip..İtalya’da kalabalık turist çok ama onlar sanki bıkkın bir haldeydi.Yemek yerken tabakları masaya adeta havadan bırakıyorlar gibi gelmişti bana….oysa burada turizm ekonomisi eşsiz bir şekilde tıkır tıkır işliyor..İki katlı ötobüslerle şehir turları..London Eye binmek için gerçekleştirilen organizasyonlar..inip binip devam eden bir gezi sistemi ve bu sektörde çalışan büyük topluluk..Biz de var olan eserlerin sadece yerinde durduğunu ve ilgi duyanın kendi çabası ile görmeye çalıştığını düşündürdü bana..Bilgi ve görgü arttırmaya giden yöneticiler gördüklerini bile uygulamaktan aciz diye düşündüm ve üzerimize düşen görevleri yapamamanın utancını hissettim…. ülkesini seven herkes sorumlu bu durumdan..Ama Türkiye’de bu açıdan bir çalışma yok..Bu konuda çalışan hizmet gönüllüleri oluşmadan ve profesyonel bir sistem oluşturmadan gezi turizminden söz edilemez..Aynı duyguya İtalya’da POMPEİ harabelerini gezerken de kapılmıştım.....Biz de örneğin Efes Harabeleri çok daha görkemli ama sunumunda bir eksiklik var sanki.. ..Ama orda her şey sistematik ve İtalyan olmayan rehberin size harabeleri anlatması bile yasak ekstra para ödeyip mahalli rehber almak zorunlu..Londra da bir başka güzel konuda siyah taksiler..onlarda çok sistematik..içi çok geniş çok şık ve nostaljik..ama söylendiğine göre öyle bir taksiye sahip olmak bakan olmaktan iyimiş..siyah taksi şöförüne adresi teslim ettiğinizde sizi adrese hiçbir sorun yaşamadan teslim etmekteler ..ama bizden farklı bir yönleri var bu taksilerin yol bedeli dışında ayrıca bahşiş geleneği de yerleşmiş vermemek eksiklik oluyor adeta…
2 Ocak 2008 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder